Sevgiliye Yazılan Mektuplar

BÖYLESİNE SEVERKEN SENİ

Seni böylesine severken yokluğunu düşünmek kahrediyordu beni. Aramzıdaki mesafe umrumda değildi. Uzakte da olsan sen her zaman benimleydin. Yemekyerken, müzik dinlerken, yatağıma uzandığımda yanımdaydı hayalin. Artık senden başka bir şey düşünemez olmuştum. Aldırmıyordum geçen zamana ne de olsa her saniyesi her sanisesi seninle geçiyordu. Sabahlara kadar seni hayal ediyordum. Ne çok özlemişim seni bir bilsen.. Gece rüyaklarımda gündüz hayalerimdeydin. Uzakta bile olsan benimleydin. Her gelişinde umudum nefesim oluyordun. Her glişind ebir öncekinden daha çok heyecanlanıyordum. Son dakikalar geçmek bilmiyordu bir türlü. Sana bir an önce sarılmaktan başka bir şey düşünemiyordum. Yanımda olduğun zaman gözlerimin içi gülüyordu. İçimdeki çocuğu susturamıyordum. Beni öpüyordun. Nasıl bir duygudur bu bilir misin? Böylesine severken seni bir gün geldi artık gözlerindeki o pırıltıyı göremez oldum. O gözler benim değilmiydi artık? Hayat bana oyun mu oynuyordu yoksa? Önce seni çıkardı karşıma, rolleri verdi ve sonra oyunu oyunu haber vermeden bitiriverdi. Seni benden almalı mıydı hayat? Böylesine sevmişken seni, daha fazla uzatamazmıydı bu oyunu? Gitmeni hiç istemiyordum. Gidişinle yitecekdi umutlarım, gidişinle kesilecekti nefesim. Senin yokluğunu kim dolduracaktı? Kim süsleyecekti hayallerimi ? Kimi düşünecektim o bitmez tükenmez gecelerde ? Gittin gideli yalnızım buralarda. Bir öpüşün bir gülüşün yetecek hayata dönmeme. Böylesine severken seni, bu karanlık gecelere mahkum etme beni

 


NE DERSİN?

Bütün sıkıntılar, sorunlar beni kahredercesine kemirirken, her geçen güne lanet yağdırıp.,insanların yalanlarını duygusuz bir yüzle izlemekten başka hiç bir şey yapmazken, hayat beni benden alıp çok daha başka kişiliklere taşırken sen çıktın karşıma. O lanet gitmişti artık. Seninle geçirdiğim her dakika, uzun zamandır hasret kaldığım gülümsemelerle aydınlatıyordu yüzümü. Artık insanlardan eskisi kadar nefret etmiyordum. Yeni güne hüzünlü değil, senin sesini duyabilme, seni görebilme umuduyla başlıyorum. Herkese büyük bir çoşkuyla günaydın diyorum. Çünkü onların suratında seni görüyorum senin bana gülümsediğini hissediyorum. Bu olanlara inanamıyorum. Sanki ne kadar süreceğini bilemediğim, her an uyanabileceğim bir rüyadayım. Belki bir insanı bu kadar düşünüyor, özlüyor, her an onunla olmak istiyorum. Sabahlardan nefret ediyorum. Çünkü gökteki o sevimli yıldızım ellerimden kayıp gidiyor. Evrende bence iki insan var. Sen ve Ben... Senin bu evrendne gitmen benim bu iğrençliğin ortasında kendi başıma kalmam demek. Sen varsan, yalnız değilim. Hayatımı kimseyle değişmeyeceğim tek kişi olabilirsin. Ne dersin

SENSİZLİGE SON ŞARKI

Hiç inanmamıştım aşkım, hem de hiçbir zaman inanmamıştım. Beni kendime düşman edip kalbimin bir yarsını söküp alıp gideceğine... Benden başka herkes biliyordu oysa, senin günün birinde beni yarı yolda bırakıp gideceğini. Şu kahrolası dünyada bir ben vardım zaten sana inanan, güvenen, seven ve her zaman her şartta destek olan. Ama sen sana inanmayanları haklı çıkardın ve beni terk ettin. Seninle birlikte kurduğum dünyayı yerle bir edip gitmene ne sebep oldu bilmiyorum. Ben yalnızca sana aşık değildim sen benim en iyi dostumdun. Neler yapacaksam danışırdık birbirimize, hayatımızı paylaşırdık. Ağlamaktan korkmazdım. Biliyordum ki ağladığımda sen yanımda olup göz yaşlarımı silerdin. Artık ağlamıyorum bile. Seninle ilgili her hatıra acıtıyor yüreğimi. Gecen gün markette senin o çok sevdiğin acı biberlerden alacaktım . birden aklıma geldin ve ben boğulacağımı sandım. Tıkandım. Nefes alamadım. Ağlayamadım. Patates böreği yemiyorum. Ebru Gündeş’i dinlemiyorum. Bütün resimlerimizi kaldırdım. Kimsenin senin hakkında konuşmasına izin vermiyorum. Ve günde bir paket sigara içiyorum. Hayatta en nefret ettiğin şeyi yapıyorum yani. Artık uzun yıllar yaşamanın pek anlamı yok öyle değil mi?Ne için yaşayacağım ki! Seninle birlikte hayallerimi de kaybettim ben.Tek katlı bahçeli ve bahçesinde köpekleri olan bir evim olmayacak artık. Domates, biber, sebze yetiştirmeyi de öğrenemeyeceğim. salonumuzun tavanını balıkçı ağıyla süsleyemeyeceğiz.Sana sürpriz yapacaktım,yatak odamızın duvarlarını sana yazdığım aşk mektuplarıyla ve en güzel fotoğraflarımızla süsleyecektim. Bütün hayallerime evime çocuklarımıza, mutlu geleceğimize emin olduğum geleceğimize veda etmek kolay mı olacak sanıyorsun. Seni aramıyorum diye, bu kez peşinden gelmedim diye unuttuğumu zannetme. Her zamankinden daha çok seviyorum seni. Şu an şu saniye uğrunda ölebilecek kadar çok seviyorum. Öfkem de aşkımda dinmek bilmiyor. Senden sonra ben nasıl yaşarım bilmiyorum, ama senin hep mutlu olmanı isterim. Birlikte geçirdiğimiz yıllar içinde seninle yaşadığım her an özeldi, her anı doyasıya yaşadım. Beni çok mutlu ettin. Zaman içinde kızgınlığım geçince seni hep o güzel günlerimizdeki hatıralarla anacağım. Yıllar sonra ben eğer aklına gelirsem bil ki pencerenin önünde en sevdiğin şarkıyı mırıldanıyorumdur yıldızlara “Dün akşam yine benim yollarıma bakmışsın...”

SENSİZ YAŞANAN SEVDA

Gece, ışıl ışıldı gökyüzü. Önce her yıldıza senin adını verdim, yetmedi. Hiç biri senin gözlerin gibi değildi. Ben yalnız senin gözlerini yıldız bildim. Herkes altında sarhoş olacağı yıldızı ararken, ben senin gözlerinde bitirdim içki kadehlerini. Her şey siyah beyazken, ben mavi bir düşte gizlendim Konuk oldum uykularına, gördüğün her rüyanın içindeydim. Gördüğün denizmiydi ben o denizin martısıydım.Bir ormanda mı yürüyordun, en ulu ağacıydım. Sen bir dağın tepesinde görürken kendini , ben doruklarında beyazlığıydım. Sonsuz hasret ateşiydim ben her gece kapında yanan. Sen bile söndüremezsin beni. Çünkü hasretin sen varken bile dinmeyenindendi. Kolaydı sevmeler ben imkansızı seçdim. Ne kadar yakınsam o kadar uzaktın bana. Elimi uzatsam tutabilirdim ama bir o kadarda ulaşılmazdın. Kaçanlardan değildim ben, kaçmadım. Ne zaman vazgeçmeye kalsam yüreğim o kocaman haliyle dikildi karşıma. Ben yüreğimin sesini dinledim. Ve yüreğim aslında sendin. Her sözcüğü denedim aslında seni anlatmak için. Her sözcüğün üzerinde durup bin kere düşündüm. Ya onlar anlatamadı seni ya sen onlara yetmedin. Sözcükler yetmedi ya, renklere sarıldım bende. Bir tek mavi anlattı seni. Maviye yakışan yalnız sendin. Ne kendimi sakladım ne de sözlerimi. Duygularım içtendi. Seni kendimi seve rgibi sevdim. Tutkuyla bağlıydım sana ama sevdam senin tutsağın değildi. Ben özgürlüğüme düşkündüm ve özgürlüğümde sendin. Dinle ey yar, sana bağımlı olmadan büyüttüm ben bu sevdayı içimde. Sen olsanda büyümeye devam edecek olmasanda. Sevmişim bir kere seni kurtuluşun yok sevgimden. Seni özlemeyi en çok ben bilirim. Hiç yakınmadım seni özlemekten. Üsteklik kavuşamama ihtimali işlenmemiş soğuk bir taş gibi önümde dikilip dururken. Sana dokunamamak yüreğimi böyle acıtırken. Bil ki ben yüreğimi kanatan bu acıya inat dokunmadan tenine saatlerçe sevişebilirim seninle...

SEVDİGİM KADIN

Yerini kimsenin dolduramayacağını biliyorum, zaten bunun arayışı içinde de değilim, sonunu bildiğin bir yol insanı çezbetmiyor... Sende ki beni etkileyen en büyük özelliğin beni zorlamandı, hemde hep iyiye ve en zor olana ittin ama her seferinde başarmanın keyfi vardı. Bir telefonun melodisi veya ayağımın altında çıtırdayan sonbahar yaprağı.. Buğulu camlara senin sesini duymak için ısrarla beklediğim zamanlarda yazdığim ismine takılan anlara kadar... Bilmem inanırmısın? Yazarken bile boğazımı bir sürü çocuğun doluştuğuna... Ben sevdim hem de çok imkansızlıkları başaracak kadar. Bir sevdaydı diyorum. ama o kadar aciz kalıyor ki, bir şey hissediyorsun ve adı yok, çünkü onu taşıyabilecek bir kelime yok. Kendinden öte... Aldığın nefesten öne bir şey bu... Ne güzel yaşandın, içinde acılardan boğulduğumda bile senden duyduğum acılardan haz duymasını bilecek kadar sevilerek. Bir de seni gördüğüm zamanlarda ki yüreğimin büyüklüğü olmasa... Keşke birisi bana bir daha böyle sevebilirisn müjdesini verse. Olur mu bilmiyorum artık sevmelerin adı bağlanıp kabullenmeden ibaret, içimde fırtınalar kopmuyor, veya vücudumun her hücresi artık titremiyor. Sanırım bir kereye mahsustu, sadece sana duyulan. Diri diri toprağa gömülmek veya için için ağlamak neydi bilemedim, taa ki... Seni yüreğime gömüp gözyaşlarımla acımı boğduğum gecelere kadar. Pişman mıyım.. Hayır asla. Çok sevildin hem de çok, ölüm de neymiş yanında hare olup dolaşmak bile ölümden öte son andım. Ölümden öte, yaşamdan ötesin yüreğimin gözleriyle sevdiğim kadın...

SENİ SEVMEK

Seni, senin anlayamayacağın bir biçimde seviyorum ben. Benim olmak zararlı ya senin için, acı çekersin ya, işte bilerek bu gerçeği benim olmamanı isteyecek kadar çok seviyorum seni. Uzaklaş istiyorum kıyılarımdan, kayalıklarıma toslama, oturma karama... açıl, açıl, açıl. Uzaklaş benden, engin sularda ol. Lacivert mavilere dik gözlerini. Yosun yeşillerimden ıraklara düş. Yunuslar eşlik etsin yol alışlarına, hadi git artık, ne olur git. Baştan çıkartma beni. Uğurlar olsun. Gitmeni arzulayacak kadar deli bir kimlikle seviyorum seni. Seni, senin anlayamayacağın bir biçimde seviyorum ben. Hani bir baba kızar ya, öfkelenir, döver ya hatta... arkasında ayıplarla dolaşan evladını. Ve ama yine de umutsuzca sever ve uzatır ya ellerini ne zaman düşse dara. Hani hem reddeder onu evlatlıktan ve hem de ama içten içe kanar ya baba yüreği. Kanayan içini de sever ya evladıyla birlikte. Hayırsız, huysuz ve hatta topluma zararlı olsa da bile; ister ya içten içe onun toplumun en mutlu insanı olmasını. Ve hatta döner döner de bakar ya kendine: “Ben nerede hata yaptım.” Diye. Çocuğunun tüm hatalarından sorumlu tutar ya kendini. İşte öyle. Sorumlulukların acı, sızı mutsuzluklarıyla... evlatlıktan reddedecek bir inatla seviyorum seni. Seni, senin anlayamayacağın bir biçimde seviyorum ben. Çok ama çok uzaklarımda olduğun zamanlarda bile kimi zaman... milimetrik ölçümlerle nefesimdesin. Sana dokunmak kadar yakın olsan da çoğu zaman... milyon kilometreler öteden duyulmuyor sesin. Seni, senin anlayamayacağın bir biçimde seviyorum ben. ‘Her hareketinin sırrına varacak kadar sen olmak, nerede ne yapacağını öngörebilecek kadar ben olmak’ gerçeklerinle seviyorum seni. Ey güzel sevgili çok sağlıklı bir beden değil artık bedenim. Beynim de öyledir belki. Ben bir hasta yatağını ‘sen’ sanacak kadar... can yakan bir iğne ucuna ‘sevdalanacak’ kadar... hastalıklı bir ruhla seviyorum seni. Seni, senin anlayamayacağın bir biçimde seviyorum ben.

BENİ SEVMEYE NİYETLİMİSİN?

Bitmez tükenmez martıların haykırışı var yüreğimde sana dair uçup gelen. Bir yarım sesle sesleniyorum beni duyar mısın? Ayın o acılı suratının ardından gün doğduğunda, kanatlarını çırpan bir küçük kuş olduğunda sabah, sen yüreğini geçmişin kirinden arındırıp benim ellerime koyacakmısın? Beni sevebilir misin? Niyetli misin buna ? Sen ilk yazın kuçağında uyurken yağmurlu serin akşamları düşünüp ödünç verilmiş yataklarda geçirdiğin sevişmeleri hatırlayıp kahrolacak kadar niyetli misin buna? Toğrağın iliğine ve kemiğine işleyen çok eski bir yağmur kadar beni içinde barındıracak mısın? Ay düşmüş toprakta menekşe kokulu öpüşmelerle geçikmiş iklimlerin ortasındayız seninle. Zaman durdu sanki birden tartışmalar bitti. Güneşe dönüyor ayçiçeği gün hızlandığında ve ben her güne uyandığımda sana dönmeye niyetli. Sana diyor ki gözlerim; sen bir kırlangıç gibisin. Hayatın sana verdiği uslanmaz ruhun içinde her baharda bana dönen ama güzün hep göç eden... Ve ben korkuyorum seni sevmekten. Bitmeyen şarkılarla avunmayacağım bundan böyle. Bak şimdi gökyüzüne, hayali bir gölgeye dönüşüyor benim bedenim. Her nefesinde solumaya başladın bile beni. Ve ben korkuyorum. Bir kasımpatı çiçek açıyor sarı taç yapraklarıyla. Ve gözlerim tiryakisi olduğum kahvenin tadında. Bunu biliyorum gece parçalanıyor, yıldızlar çıkıyor yüreğimden. Kirpiklerim titremeye başlıyor. Bu kız çoçuğu yüreğine yumulmuş ve bir daha ağlamak istemiyor, anlıyor musun?

ELİMDE KALDI UMUTLARIM

er sabah hüzünle karışık bir umut var içimde. Sensizlğin hüznünü, yeni bir günün seni getireceği umuduyla bastırıyorum. Her doğan gün yeni bir umut, yeni bir arayış benim için. Belki sana kavuşacağım zamana bir gün daha yaklaşıyorum, bugün değilse yarın... Kimbilir belkide yalnızca kendimi avutuyorum. Gittiğinden beri hep yalnızlık şiirlerine takılıyor gözüm. Bir başıma değilim sensizlikten yalnızım. Terk edilip gitmek en çok nasıl koyar insanı bir ben bilirim. Gitmelerin gidenlerin arkalarında bıraktığı çaresizlikleri, en koyu özlemleri... Senin gidişin bişr ateş gibi çöktü yüreğime. Hiç bir yağmur yetmedi içimdeki hasret ateşini küllendirmeyi. Hiç bir sevgi yetmedi senin özlemini gidermeyi. Ben her sabah beni sana götürecek yollarda yürüdüm, senin duyacağın şarkıları söyledim yalnızca. Ve gelmeyişinin her akşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım güneşle beraber ben de battım bir kez daha... Geceleri hep uyudum, uyudum; gün boyu çekdiğim hasreti rüyalarımda biraz olsun giderebilemk için. Her şeye iyi gelen yaraları iyileştiren zaman hiç bu kadar açıtmamıştı yüreğimi. Bin bir umutla sarıldığım sabahlar artık hiç doğmaz oldu. Benim günümde gecemde karanlık şimdi. Ne ay uurluyor gecelerimi ne sana benzettiğim yıldızlar parlıyor. Elimde kaldı umutlarım. Sensizlik öyle kötü bir yara oldu ki artık., içimde öyle büyük bir boşluk açtın ki, bir gün olurda geri dönersen kendi yaptığın boşlupu sen bile yetmeyeceksin. Orası hep bomboş paramparça kalacak. Büsbütün çam kırıklarıyla kaplı kalbim. Ne zaman seni düşünsem, seni hatırlatacak en ufak bir şey görsem o kırıklarla dolu yeri batmaya başlıyor yüreğime. Artık sabahları yalnızca hüzünle uyanıyorum. Hiç bir şey beklemiyorum günden. Seni bile. Varlığında sensizliği yaşamaktansa içimdeki boşluklarla, kırıklarla, boş umutlarımla sensizken alışırım, alışmaya çalışırıyım yokluğuna...

ALLAH KAHRETSİN

ALLAH KAHRETSİN BUGÜNDE CANIM SIKILIYOR ALLAH KAHRETSİN BE BUGÜNDE YÜZÜM GÜLMEDİ BEN NERDE YANLIŞ YAPTIM YA BEN DOĞRULARI NEREDE UNUTTUM NEREDE BIRAKTIM SEVİNÇLERİMİ NEREDE UNUTTUM MUTLULUK KİTABINI NEREDE,NEREDE YAA HİÇ Mİ MUTLU OLAMAYACAM BE HİÇ Mİ YÜZÜM GÜLEMEYECEK BE NE ZAMAN ERİŞECEM SEVGİNİN DORUKLARINA BEN NE ZAMAN ERİŞECEM SEVGİLİNİN KUCAKLARINA HATA YAPTIM BİLİYORUM NERDE HATA YAPTIĞIMI BİLİYORUM BEN BU DÜNYAYA GELEREK HATA YAPTIM BEE BEN BU ZALİM ALEME GELEREK HATA YAPTIM BE BEN KARŞILIKSIZ SEVEN SEVGİNİN KIYMETİ BİLİNMEYEN DOSTLUK NEDİR ANLAŞILAMAYAN HAİNLERİN KOLGEZDİĞİ DÜNYAYA GELEREK HATA YAPTIM AMA İSTEYEREK GELMEDİM HEPSİ Bİ ANLIK ZEVK YÜZÜNDEN EVET Bİ ANLIK ZEVK YÜZÜNDEN GELDİM BU DÜNYAYA TIPKI SİZİN GİBİ

BİLİRMİSİN?

SEN AĞLAMAK NEDİR BİLİR MİSİN. YA ACI ÇAKMEYİ . ANLARMISIN Bİ YETİMİN GÖZYAŞLARINDAN. HERŞEYİ BIRAK Bİ KENARA İSTERSEN SEN SEVGİLİDEN AYRI KALMAYI BİLİR MİSİN İSTERSEN O NU DA BIRAK Bİ KENARA SEVDİĞİN ENİ SEVMEDİĞİNİ SÖYLEDİĞİ ANDAKI HÜZNÜ HİÇ HİSSETTİN Mİ Bİ ÖMÜR FEDA ETTİĞİN UPRUNA CANINI VERDİĞİN BİRİ SANA SENİ SEVMİYORUM DEDİĞİ ZAMAN ALLAH AŞKINA SEN NE YAPARSIN İÇMEZ MİSİN İÇMESEN BİLE SEN ELİNE Bİ JİLET PARÇASI ALIP VÜCUDUNU DOĞRAMAZ MISIN O CESARET BİLE YOKSA AN AZINDAN BELADA MI ARAMAZSIN VAAY VAAY LAN OĞLUM SEN GEL ACIYI BENLE PAYLAŞ DERDİN VARSA İŞTE BEN İŞTE DERT BABASI BEN İŞTE DÜŞÜPTE Bİ BAŞINA AĞLAMAYAN BEN DOSTUNU SATMAYAN KARA GÜNDE ELİNDEN GELENİ ARDINA KOYMAYAN BEN SEVDİĞİNDEN TEKMENİN KRALINI YEN BEN ACININ BABASINI ÇEKEN BEN HÜZNÜN DEFTERİNİ YAZAN BEN LİSEYİ BEŞ YILDA ANCA BİTİREN BEN